Blog ve Yorumlar

Türkiye Teknoloji Yolculuğunun Neresinde?

Teknolojik gelişmeler hakkında çok konuşuluyor ve bunun ezelden beri insan için ilginç bir konu olmasından fazlası var: Gelişen teknoloji, hem kendini daha sık, daha farklı yönleriyle, daha ateşli bir biçimde konuşturuyor, hem de bu konuşmaların farklı platformlara taşınmasını, daha interaktif olmasını, anında herkese ulaşmasını sağlıyor. Biz de yine teknolojinin nimetlerinden faydalanarak, sosyal medya ve web üzerinde yapılan teknoloji konuşmalarına mercek tutmak istedik.

Araştırmamızın ilk aşamasında 1 Ocak 2016 – 28 Şubat 2017 tarihleri arasında, teknolojinin çağrışımlarını anlamak üzere “teknoloji” kelimesi, bir monitoring programı olan Crimson Hexagon’da aratıldı. Bu aramaya haber siteleri ve haber içerikleri dahil edilmedi.
Toplamda 1,758,565 içeriğe ulaşıldı. Bu datalar Twitter, Forum ve Blog sitelerinden geldi.
Çalışmanın ilk aşamasında ortaya çıkan veriden teknolojiyle beraber adı geçen 5 yeni kavram tespit edildi.
İkinci aşamada, bu 5 kavram için, aynı tarihler ve kaynaklar dahilinde tekrar bir veri derleme yapıldı. Monitoring çalışmasını takiben söz konusu kavramların analizi için 1000e yakın organik, tekil içerik rassal olarak seçilerek farklı açılardan analiz edildi.

Geçmişe doğru yaptığımız bu incelemede Twitter içerikleri %62 ile başı çekerken, toplam verinin %27’si forum tartışmalarından, %6’sı blog yazılarından ve %5’i ise Youtube yorum ve künyelerinden oluşuyor.

Elde ettiğimiz 1,75 milyon verinin, teknoloji ile ilgili anlamlı veri sağlayan %20’lik kısmında gündemde olan farklı teknoloji kolları ile ilgili (robotlar, uzay teknolojisi, sanal gerçeklik gibi) bulgular keşfettik. Bu sayımızda, teknolojiyi irdelerken bize ışık tutan bu bulguların genel olarak üzerinden geçip bir çerçeve çizerken önümüzdeki sayılarda gündemde olan konu başlıklarının her birini detaylıca tartışacağız. Bu bölümlerde her bir teknoloji kolunun yarattığı konuşma hacmi, sentiment analizi, platform dağılımı gibi büyük veriden elde ettiğimiz bilgiler ile; bu farklı alanlarda öne çıkan sektörler, yaratılan duygulanım, beklentiler ve markalar da yazılarımızın ana içeriğini oluşturacak.

Teknoloji Kavramının Genel Çağrışımlarına Dair

Kullandığımız algoritma Türkiye’de son 1 yılda toplam 1,75 milyon tane “teknoloji” kelimesini içeren içerik üretildiğini gösterdi. Fakat üretilen içeriğe yakından baktığımızda “teknoloji” kelimesinin anlamından bağımsız olarak popüler bir kelime, genel geçer bir kavram olarak kullanıldığını gördük. Konuşmaların ancak %20’lik bir kısmında teknolojik gelişmeler ve teknolojinin hayatımızdaki yeri ile ilgili anlamlı veriler bulunuyor.

gorsel1

Teknoloji, Türkler için çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşırken alınması gereken en önemli biletlerden biri. Bilim ve sanatla sıkça beraber kullanılıyor olması ise şaşırtıcı değil, yerleşik algıda teknolojik olarak gelişmek bilim ve sanatta gelişme olmadan imkânsız. Yaptığımız araştırma bu yolculuğun neresinde olduğumuz konusunda da bize ipuçları veriyor: Teknoloji günlük olarak kullandığımız ama üretemediğimiz, hep ulaşmak istediğimiz ama bir şekilde yetişemediğimiz bir noktada duruyor. Teknoloji söz konusu olunca, Türkiye ve dünyanın geri kalanı arasında sürekli bir karşılaştırma söz konusu ve bu rekabette genellikle yenik durumdayız. Bu da sosyal medya ve Web’deki konuşmaların büyük kısmının negatif içeriklere sahip olmasına neden oluyor. Teknoloji, beklenilenin aksine, çok da pozitif duygularla anılan bir kavram değil. Uzak, yabancı ve hatta yer yer tehditkâr bir olgu. Teknolojiye sahip olmak güçlü olmak demek, bunun için de yatırım, inovasyon ve üretim gerekiyor. Nötr içerikler genellikle bu konularda bilgi veren paylaşımlardan oluşuyor.

Diğer yandan teknolojik gelişmeler karşısında endişe duymak, kendini küçük, zayıf ve çaresiz hissetmek Türklere has bir olgu da değil. Literatürde “teknoloji anksiyetesi” olarak bilinen ve pek çok firmayı yeni buluşları pazara sunmak konusunda tekrar düşünmeye iten, tüm insanoğlunu ilgilendiren bir dertten bahsediyoruz. Belki de hayatımızı kolaylaştıracak, pek çok sorunumuza çare olacak yeni teknolojik gelişmeler; aklımız ermediği ya da bizi zorlayacağını düşündüğümüz için bizi heyecanlandırmıyor, daha çok endişelendiriyor, korkutuyor.

Peki Türkler tüm bu evrensel hisler ve kültürel motifler arasında teknoloji ile nasıl bir ilişki kuruyor? Zamanın sürekli yeniden şekillendirdiği teknoloji beklendiği gibi yaş grupları arasında farklı yargılarla karşılanıyor mu?

Ipsos Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmasında 5 farklı boyutta teknoloji konusundaki tutumları takip ediyoruz.

• Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırması, Türkiye’yi temsiliyet gücüne sahip olan Ipsos Tüketici Panelleri’ne üye 34 ilden 13,799 birey ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma soru formu ağırlıklı olarak ölçekli sorulardan oluşmaktadır ve tasarım bireylerin kendi kendilerine form doldurmalarını kolaylaştırmak üzere yapılmıştır. Araştırmada 14 yaş üstü Türkiye nüfusu, kentsel ve kırsal alanlar ve 6 coğrafi bölge temsil edilmektedir. Saha dönemi 9 Kasım-18 Aralık 2015’tir.

Teknoloji konusunda baskın yargımız insan ilişkilerinin olumsuz yönde etkilediği: Toplumun yaklaşık yarısı bu konuda hemfikir ve bu yargı 2011’den bu yana güçleniyor.

Bu eksende diğer tutumlar da güven ve kuşku etrafında örülüyor: Teknoloji geliştikçe güvende hissetmek son 5 yılda en az artışı gösteriyor. Diğer yandan güvenmemek ve kuşku duymak (her ne kadar bu ifadeye katılım %20nin altında olsa da) 2011’den bu yana yaygınlaşan bir kanı.
Cep telefonlarını hayatımızda deneyimlediğimiz, en yakından tanıdığımız ve hakimiyet duygusunu görece en çok hissettiğimiz teknoloji olarak niteleyebiliriz. Bu konuda son teknolojiye sahip olmak isteyen, genel olarak yenilikleri takip eden bir kitle var, bu kitleyi teknolojiye hayli pragmatik yaklaşan bir kitle olarak tanımlayabiliriz. Nüfusun yaklaşık 3’te biri bu grupta yer alıyor.

görsel2

Şimdi bu sonuçlara bir de yaş grupları bazında bakalım.

görsel3

2015 yıl sonu verisi için özel bir ayrışma analizi çalıştık. Farklı yaş grupları bazında test edilen tutum ifadelerine katılım oranları çok büyük farklar göstermese de, ortaya çıkan ayrışma noktaları çok net.

• Teknolojinin gelişmesiyle oluşan güven hissi 14-19 yaş grubundaki gençler için belirgin.
• Genç yetişkinler olarak da adlandırabileceğimiz 20-25 yaş grubu teknolojiye pragmatik yaklaşıyor, yenilikleri takip ediyor ve bundan faydalanıyor.
• Yaş ilerledikçe güven hissi ve fayda yerini olumsuz tutumlara bırakıyor, 36-45 yaş grubu ve özellikle 46+yaş grubu için öne çıkan temalar teknolojiye güvenmeme , kuşku ile yaklaşma ve teknolojinin insan ilişkileri üzerindeki olumsuz etkisi.

Peki bu bilgiler doğrultusunda markalar için ne gibi çıkarımlara varılabilir, neler önerilebilir?

• Bir teknoloji ürünü – hizmeti sunan, farklı sektörlerden olsa da konumlandırmasında teknolojinin ana unsur olduğu ya da herhangi bir şekilde iletişiminde teknolojiyi kullanan markalara teknoloji alanından beslenmeleri ve hatta bu alanda söz sahibi olmaları için şu birkaç öneride bulunabiliriz: Kullandığınız teknolojiyi genel çerçeveden çıkartmak ve geniş açıyı daraltıp tam olarak kast ettiğiniz alanı belirginleştirmek gerekli, bizler ancak böylelikle teknolojiye yakınlaşabiliriz. Zira teknoloji genel kavramı itibariyle bizlere uzak, yabancı. Bu da doğal olarak uzak durma eğilimini güçlendirerek teknolojinin sahiplenilmesinde hız kesmeye yol açabilir.
• Teknoloji tek başına ve genel bir alanda kaldığında kişilerde endişe yaratıyor, bu bir nevi uzay boşluğunda yer alan bir uzay gemisi gibi ve de yine uzaklık algısını perçinliyor: Teknoloji kullanımında mutlaka insan ve insana fayda eksenine yer vermek gerekli.
• Teknolojinizi göstermek cihazları, kabloları, dijital bağlantıları göstermek demek değil, bilakis bunlar bizi korkutuyor. Bizler bu teknolojiyi kullanan insanı görmek istiyoruz, onun bir araç olduğundan ve bizi tehdit etmediğinden emin olmak istiyoruz. Teknoloji ile markanız arasında teknolojinizi değil onu kullanan insanı yücelterek iyi bir bağ kurabilirsiniz.

Not: Bu yazı ve yazıda bahsedilen araştırma Digitalage Dergisi Mayıs sayısında yayınlanmıştır.

Yazar : Özlem Sönmezyalçın

Ipsos Türkiye Nörobilim ve Dijital Araştırmalar Genel Müdürü Özlem Sönmezyalçın; 1995 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden mezun olmuştur. Aynı yıl başladığı ACNielsen’da 1999 yılına kadar Kantitatif Araştırmalar Grup Lideri pozisyonunda çalışmış olup, 2000 yılında GFK İş Geliştirme Direktörü görevine geçmiştir. 2001’den itibaren Ipsos KMG bünyesinde bulunan Özlem Sönmezyalçın, Kantitatif Araştırmalar Bölümünde Sağlık Araştırmaları ve ardından Endüstri ve Hizmetler alanlarında Direktör olarak çalışmış, Kilit Müşteriler, PartneRing Programı sorumluluğunu yürütmüştür. Ocak 2011 yılında, Ipsos ASI - Reklam Araştırmaları Genel Müdürü pozisyonunda Reklam ve Marka Araştırmaları liderliğini devralmıştır. Aralık 2014’ten bu yana ise Yenilikçi Ürünler sorumluluğunu alarak, Neuroscience ve Digital alanda çalışmaktadır.

Haziran 6, 2017

0

Blog ve Yorumlar

Yorum yazın